Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 17. Taraflar Konferansı'na (COP17) katıldı. Konferans sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğinin korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Yumaklı, Türkiye'nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer aldığını belirterek, bu çeşitliliğin korunması için uluslararası işbirliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.
Biyolojik Çeşitlilik ve Sürdürülebilir Kalkınma
Yumaklı, konuşmasında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde kutlanan Dünya Gıda Günü'ne de atıfta bulunarak, biyolojik çeşitliliğin korunmasının kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Türkiye'nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı'nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini ifade etti. Bakan, doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınmanın birbirini tamamlayan hedefler olduğunu vurguladı.
Küresel Sorunlarla Mücadele
Yumaklı, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbirine bağlı küresel sorunlar olduğuna dikkat çekti. Bu sorunların, ekosistemler üzerindeki baskıyı artırarak, gıda güvenliğini ve su kaynaklarını tehdit ettiğini belirtti. Bakan, bu nedenle Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin Uluslararası Taahhütleri
Bu yılın, üç Rio Sözleşmesi'nin taraflar konferanslarının yapıldığı önemli bir yıl olduğunu hatırlatan Yumaklı, COP31'in Antalya'da gerçekleştirileceğini duyurdu. Türkiye'nin bu konferansı, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir 'uygulama COP'u' olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini belirtti. Yumaklı, bu çerçevede, iklim değişikliği ile mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunması arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade etti.
Doğanın Korunması ve Toplumsal Refah
Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, aynı zamanda toplumsal refahın ve sürdürülebilir kalkınmanın temel gereği olduğunu vurguladı. Gıda güvenliği, su kaynakları, sağlık ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Bakan, biyolojik çeşitlilik kaybının ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ifade etti. Bu sebeple doğanın korunmasının, toplumların dayanıklılığının artırılması açısından hayati öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.