Hayatımızda hep ikinci plana attığımız insanlar bizi her defasında zorluklardan kurtarıyor. Biz ise bazen bunun farkında değiliz ya da bilerek görmezlikten geliyoruz. Hepimizin başına gelmiştir: uygulansa çok güzel olacak bir fikriniz vardır ama kimse sizi ciddiye alıp fikrinizi dinlemez, ya da dinlese de "bir işe yaramaz" deyip hem hevesinizi kırar hem de sizi konu dışında bırakır. Sonra sizin fikriniz olan bir şeyi başkalarına anlatarak veya göstererek ön plana çıkan insanlar hepimizin hayatına girmiştir. Güzel bir espriyi siz yaptığınızda gülmeyen insanlar, aynı espriyi başka biri yaptığında kahkaha atarak bizi adeta şaşkına çeviriyor.
Çocukluğumda köy okulunun bahçesinde arkadaşlarımla futbol oynardık. Hiç ummadığın anda çok güzel bir pas gelir; kaleciyle karşı karşıya kalırsın, vursan aslında gol olacak. Ama vurmuyorsun, hemen yanındaki arkadaşına veriyorsun pası. Gol olmasını beklerken arkadaşın atamıyor, ama tepkiler yine sana geliyor: "Doğru pas vermedin" diye. Kimse "şutu başkası çekti" demiyor. Sen yine de "olsun" deyip bir dahakine daha güzel pas veririm diye uğraşıyorsun; hoşgörüden, edepten, saygıdan ödün vermiyorsun. Üzülüyorsun ama bencillik yapıp atmadığın için değil, arkadaşın o golü atamadığı için. Oysa golü atsan kahraman olacaksın, herkes senin etrafında toplanacak; buna rağmen hiçbir beklenti içine girmiyorsun, "ben atayım, benim etrafımda insanlar toplansın" çabasında olmadan. İkinci planda olmak seni üzmüyor çünkü bunu ego ya da gururla yapmıyorsun. Yine de kendine kızıyorsun: "Belki haklılar, ben doğru pas verseydim gol olurdu" diye. Ama bu seni biraz daha güçlü yapıyor, bir adım daha öne taşıyor. Kendinin farkına varıyorsun, kendini tanımaya başlıyorsun.
Demiştim ya, ikinci plana attığımız insanlar bizi her defasında zorluklardan kurtarıyor diye. Hepimiz hatırlarız: ilkokulda hep arkada oturan, sessiz sakin bir öğrenci vardır; adını sorduğunuzda bile çekinerek cevap verir. İşte o öğrenci, çoğu zaman egosunu tatmin etmek için insanları aşağılayan, hor gören kişilerin aksine, karşısındakinin egosuna bakmadan ona yardım eder. Bunu "yardım ettim" diye değil, hoşgörüden, edepten ve ailesinden aldığı terbiyeyle yapar; bizi biz yapan değerleri koruyarak yapar.
Bir şeyin farkına varamıyoruz: baskın karakterli insanlar, içine kapanık sessiz insanları daha çok bastırıyor ve onların geleceğini etkiliyor. Çoğu zaman o insanların fikir ve düşüncelerini sahiplenerek ortamlarda boy gösteriyorlar. Yanlış da olsa bir söyleyecekleri varsa onları dinlemeyerek, aslında en büyük kötülüğü biz yapıyoruz. Ve bu kötülüğü kendimize, kendi geleceğimize taşıyoruz.
Yorumlar (0)
İlk yorumu sen yaz.